18 Mart 2015 Çarşamba

7 Günde Horlamaya Son!

Siz ve eşiniz için işkence haline gelen Horlama sorunu ve uyku eksikliğine %100 kesin çözüm!







HORLAMA NEDİR?

Horlama, nefes alma sırasında havanın dar bir alandan geçerken, çevresindeki yumuşak dokuların titreşimiyle ortaya çıkan sestir. Darlık arttıkça doğal olarak horlama da şiddetlenecektir.

Horlamayı oluşturan bu darlık, sanılanın aksine sadece burundaki bir sorundan dolayı değil, genellikle üst solunum yolunun dil arkasında ve yutak çevresindeki bölümünün daralmasıyla ilişkilidir.






HORLAMA KAÇ ÇEŞİTTİR?

1) Basit Horlama: Kesintisiz, yani solunum düzensizliğinin eşlik etmediği horlamanın, uykuda çok sık bölünme oluşturmuyorsa veya nadiren bölünme oluşturuyorsa, horlayan kişiye çok ciddi bir zarar vermediği düşünülmektedir. Bu tür horlamaya, basit horlama diyoruz. Burada, gürültüden dolayı çevrenin, özellikle de eşin rahatsız olması ve uykusunun bölünmesi söz konusudur. Genellikle basit horlaması olan kişiler, daha çok yakınlarının ısrarı dolayısıyla tedavi yollarına başvurur.

Bu horlama sadece 7 gün içinde tamamen tedavi edilebilebilir!

2) Uyku Apnesi Sendromu: Basit horlamada olduğu gibi, özellikle dil arkası ve yutak çevresindeki darlığın ileri boyutta olduğu durumlarda, uykunun başlamasıyla birlikte yumuşak dokuların gevşemesi ve nefes alma sırasında oluşan negatif basınç dolayısıyla solunum yolunun tıkanması, böylece ağız ve burundan hava girişinin en az 10 saniye süreyle engellenmesiyle meydana gelen bir hastalıktır. Uyku apnesi sendromu olan kişiler, bu sayfada anlatacağımız bilgiler ışığında daha rahat uyuyabilir ve sorun tamamen çözülmese de belirgin bir farklılık ve rahatlama meydana gelir. Bununla birlikte horlama ciddi oranda azalır!

Horlama Ciddi Bir Problemdir ve Bir Takım Rahatsızlıkları da Yanında Getirir!

Günlük yaşam kalitenizin yükselmesi, sağlıklı ve daha rahat bir uyku uyumanız için horlama tedavisi önemlidir. Ayrıca horlama tedavisi, horlama ile oluşan ek rahatsızlıkların yok olması için de çok önemlidir!

Horlamayı Sadece 7 Günde Durdurmak ve Daha Kaliteli Bir Yaşam İstiyor musunuz?



Hemen Tıklayın!

Siğiller, Benler ve Et Benlerine Ameliyatsız Tamamen Doğal Yöntemler ile 3 Günde KESİN Çözüm


“Siğilleriniz, benleriniz ya da et benleriniz sizi utandırıyor mu?”

Cildinizde dışarıdan da rahatlıkla görülebilen bir anormal lezyon fark ettiğiniz an oldukça travmatik olabilir. Aynaya ilk bakışınızda aşağıdaki tepkilerden birini ya da hepsini verebilirsiniz…

“Hayatım mahvoldu!”

“Bu şekilde insan içine çıkamam!”

“İnsanlar bana baktıklarında ilk bu iğrenç şeyi fark edecekler!”

“Bir çeşit hastalığım olduğunu düşünecekler!”

“Bu şeyden nasıl kurtulacağım?!”

“Hiçbir normal insan cildinde böyle tiksinç şeyler olan biriyle çıkmak istemez!”

“Bundan kurtulmadan dışarı adımımı bile atmak istemiyorum!”

Bunlar ve bunlara benzer şeyler siğilinizi, beninizi ya da et beninizi ilk fark ettiğinizde aklınızdan geçer.

Düşünsenize, size tavsiye edilen bütün kremleri, ilaçları, yöntemleri deneyip de siğillerinizden ve benlerinizden kurtulamazsanız ne olur?

İşte bu noktada gerçek duygusal travmayı yaşamaya başlarsınız. Genellikle de şöyle olur;

* Pahalı Tedavi Yöntemleri

* Depresyon & Aşağılık Kompleksi

* Fiziksel Hasar (kendi kendinize siğillerinizden ya da benlerinizden kurtulmaya çalışırken)

* Yanlış Tedavi (muhtemelen tonlarca ilaç, iksir, internetteki tarifleri denediniz)

Eğer cildinizdeki bu istenmeyen lezyonlardan kurtulmak için yukarıdaki yöntemleri kullanmayı düşündeyseniz ya da kullanıp da başarısız olduysanız, RAHATLAYIN!

“Cilt Sorunlarınız Göründükleri Kadar Kötü Değildir”

Evet bu doğru! Aslına bakarsanız insan nüfusunun büyük çoğunluğunun cildinde 20 yaşından sonra cilt lekeleri ya da izleri oluşur. Yani yalnız değilsiniz.

Ama ne zaman ki siğiller ve benler normalden daha büyük ve vücudun görünür yerlerinde çıkmaya başlar işte o zaman hayatta en büyük arzunuz bir an evvel onlardan kurtulmak olur. Nereden mi biliyorum? Anlatayım…

“Utanç İçinde Bir Hayat”

Ben Aslı Göksu ve mesleğim insanları dinlemek ve sorunlarına çareler üretmek. Özellikle de ilişkiler ve bitkisel tedaviler konusunda çok tecrübeliyim.

Bitkisel tedaviler ile bu kadar ilgili olma sebebim ise benim de bir zamanlar siğiller ile yoğun mücadele etmiş olmam, özellikle de genital siğiller ile.

Keşfettiğim yöntem ise yıllar süren araştırmaların ve deneme yanılmaların bir sonucu olarak ortaya çıktı ve etrafımda bu illetten muzdarip kişilerde çok yüksek başarı oranıyla yöntemin şahsıma özel olmadığını tescil etmiş oldum.

Ve bu yönteme “Siğiller, Benler ve Et Benlerine Kesin Çözüm” adını verdim.

“Ameliyatsız, Evinizin Rahatlığında Siğiller, Benler ve Et Benlerini Yok Etmenin Kesin Çözümü”

Bu yöntem tamamen doğal, ameliyat gerektirmeyen bir yöntemdir ve cildinizde istemediğiniz bu oluşumlardan kolayca kurtulmanızı sağlar.

Bu yöntem aynı zamanda pahalı ameliyat ya da dondurma tedavilerine de bir alternatiftir.

Bu yöntem ile iz bırakmadan cilt deformarmasyonlarından güvenle kurtulabilirsiniz.

İşin en iyi yanı ise, bu kitapta anlattığım yöntem her türden Siğil, ben ve et benlerinde kesinlikle işe yaramaktadır!

Siğiller, Benler ve Et Benlerine Kesin Çözüm ™ ne vaad ediyor?

Evinizin rahatlığında ve gizliliğinde herhangi bir doktor reçetesine ihtiyaç duymaksızın siğillerinizden, benlerinizden ve et benlerinizden kurtulmanızı,

BİR DOKTORA MUHTAÇ OLMADIĞINIZ için hiçbir zaman pahalı tedavilere gidebilmek için işinizden izin almaya ihtiyacınız olmamasınız,

YAN ETKİSİ OLMAYAN KALICI SONUÇLAR elde edeceksiniz. Bütün yöntemler doğaldır ve binlerce kişi üzerinde test edilmiştir ve başarıya ulaşmıştır.

CİLT PROBLEMLERİNİZİ KAYNAĞINA NÜFUS EDEREK durduracaksınız. Yöntemim bilinen efsanelerden farklıdır. Cilt problemlerinizin nedenleriniz ve kalıcı olarak onlardan kurtulmanın yollarını öğreneceksiniz.

CİLDİNİZİ TAHRİŞ ETMEDEN VE İZ BIRAKMADAN siğillerinizden, benlerinizden ve et benlerinizden nasıl kurtulacağınızı ve bunun için hangi ilaçları kullanmanız gerektiğini öğreneceksiniz. İz kalması bir çok kişinin korkulu rüyasıdır. Maalesef bu sorundan müzdarip kişiler iz kalmasının yanlış yöntemler kulanılmasından kaynaklandığını bilmezler. Benim yöntemimle böyle bir sorununuz olmayacak.

HER CİLT TİPİ İÇİN UYGUN ispatlanmış bir tedavi yöntemi keşfedeceksiniz. Cildiniz içeriden yenilecek ve böylece hiçbir sorun yaşamayacaksınız.

Sonunda SAĞLIKLI VE TEMİZ bir cilt ile baş başa kalacaksınız!

Siğiller, Benler ve Et Benlerine Ameliyatsız Tamamen Doğal Yöntemler ile 3 Günde KESİN Çözüm için;




8 Nisan 2014 Salı

OLDUKÇA YAYGIN BİR HASTALIK 'ANKSİYETE'

Kişinin sebebini tam olarak bilemediği iç sıkıntısı haline verilen isimdir, ''anksiyete.''

Nedensiz duyulan korku ve kaygı durumu olarak tanımlanan anksiyete bozukluğu sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır. Kadınlarda görülme oranı erkeklerden daha fazla olan anksiyete, kişinin gündelik hayatta karşılaştığı olaylarla ilgili olarak, engelleyemediği aşırı bir endişe ve kuruntulu bir şekilde beklenti içinde olma halidir. Yaygın olan anksiyete bozukluğunda özellikle önemli olan ruhsal süreç, kişinin çevre üzerinde denetiminin olmadığı inancıdır. Denetlenemez olaylardan kaynaklanabilecek tehlikelere karşı zihni sürekli meşgul etmektedir. Kişi yoğun endişesini durduramadığı için dikkatini olağan işlere odaklamada güçlük çeker, dalgınlaşır.

ANKSİYETE BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

Anksiyete, düşünmeyi, algılamayı ve öğrenmeyi etkileyen bir rahatsızlıktır. Stresli bir durumla karşı karşıya kalındığında ya da baskı altındayken kalbin hızla çarpması ya da zaman zaman endişeli ve gergin hissetmek normal bir durumdur ve bunu her insan zaman zaman yaşar. Anksiyete de ise, bedenin tehlikeye karşı verdiği normal bir tepki söz konusudur. 

Anksiyete bozuklukları, kişiden kişiye farklı belirtiler gösterebiliyor. Anksiyete hastaları genelde huzursuz, çabuk heyecanlanan ve sabırsız kimselerdir. Yüz ve beden gerginliğinin yanı sıra ellerde titreme görülür. Çoğu hasta uyku sorunları, kâbus ve karabasanlar yaşayabilmektedir. Kolay yorulma, ağız kuruluğu, aşırı geğirme, soluk alma ve yutma güçlüğü, çarpıntı, sık idrara çıkma, kulak çınlaması, baş dönmesi, uyuşmalar gibi yakınmalar sıklıkla görülen anksiyete belirtileri arasındadır.Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların en etkili tedavisi psikoterapik, farmakoterapötik ve destekleyici yaklaşımlardır. Düşünce biçimlerini ve bunların rahatsızlık verici işlevini hastalara göstermenin hedeflendiği, davranışçı ve bilişsel psikoterapiler ile yaygın anksiyete bozukluğunda başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Yoğun anksiyete yaşayan kişi, aslında sadece zihinsel ve bedensel olarak çok fazla koşuşturma içindedir.Yavaşlamaya, gevşemeye ve hayatındaki üzüntülerin bir kısmını sırtından atmaya ihtiyacı vardır. Bu sebeple de, yaşadığınız stres tolere edebileceğinizin fazlasıyla üstüne çıktığında yapabileceğiniz en iyi şey öncelikle yavaşlamak ve hayatınızdaki öncelikleri belirlemektir. Destek alabileceğiniz ilişkilere, faaliyetlere yönelmek; stresle başa çıkma yöntemlerini düzenli olarak hayatınıza dahil etmek, spor çeşitleri, meditasyon, gevşeme egzersizleri yardımıyla gevşemek daha sonra yapabileceklerinizden bazıları olabilir. Severek yaptığınız ve kendinizi unuttuğunuz herhangi bir faaliyet de çoğu zaman destekleyicidir. Bunlara rağmen belirtiler devam ettiğinde profesyonel bir destek alma zamanı gelmiştir. 

Anksiyete Bozukluğu teşhisi konan kişilerin genelde çekingen ve bağımlı bir yapıları olup, kendilerine güvenleri de oldukça azdır. Çoğu toplumsal ilişkilerde arka planda durmayı yeğleyip, aşırı kırılgan, utangaç, eleştiriye çok duyarlı, çabuk yıkılan kişiler oldukları saptanmıştır. Yaygın anksiyete bozukluğu özgül düşünsel içeriği olmayan yaygın ruhsal ve fizyolojik bunaltı belirtileri ile yaşanan bir bozukluktur. En az 6 ay buyunca hemen her gün ortaya çıkabilecek bir sorundur. 


8 Mart 2014 Cumartesi

MESELA diyorum...


MESELA diyorum; Bu gece bir DELİLİK yapsam..!   
Bıraksam MUTFAKTA biriken bulaşıkları,  
Çeksem arkamdan kapıyı,  

KADIN başıma gitsem bir meyhaneyi dağıtsam..! 
FONDA bir masa, 
Arkada Sezen'in şarkıları çalsa; Ben AĞLASAM... 
Şişenin dibine dibine vursam..! 

MESELA diyorum; Sokaklardan bütün ERKEKLERİ kovsam, 
Bu gecelik evlerinde otursalar... 
Korkmadan dolaşsam bütün şehri, 
Kimse DOKUNMASA bana, 
Bir sandalda sabahlasam...!  
Alabildiğince  KADIN, 
Alabildiğince ÖZGÜR olsam. 
Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam; 
Şehre isyanımı haykırsam. 
Kim bilir kaç kere satılmıştır, bu dünyanın ANASI...! 

MESELA diyorum; Bu gecede ben BABASINI satsam..! 


Kadına şiddetin olmadığı bir dünya dileğiyle... 
Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun : )))

4 Mart 2014 Salı

İnsanların maskeli olmasına öyle alışmışız ki;


İnsanların maskeli olmasına öyle alışmışız ki; 
Olduğu gibi olanlara inanamıyoruz... 
Onların da maskeli olduğunu zannederek, çıkarmaya çalışırken derilerini yüzüyoruz, canlarını yakıyoruz...

20 Ocak 2014 Pazartesi

Ben Gölgeyim. Acılar kentinden kaçarım....

Ben Gölgeyim.
Acılar kentinden kaçarım.
Sonsuz kederin içinden uçarım...


Öncelikle belirtmeliyim ki, kitaplar, dinlemek isterseniz şayet size ilginç öyküler anlatabilir. 

Ve o ilginç öykülerden bir tanesi; Dan Brown / Cehennem 

Cehennem; kurgusal bir örgü fakat yazar burada kurguya tarihi, kültürel gerçeklikleri de serpiştiriyor. Kurgu içine incelikle serpiştirilmiş bu bilgiler okuyucuya daha da enteresan geliyor, okuyucu daha çok araştırıp, daha çok öğrenmek istiyor. Bu nedenle Dan Brown'un son kitabı "Cehennem" eğer bu tür romanları okumayı seviyorsanız sizin de ilginizi çekecektir.

Cehennem bizi yine Profesör Langdon'la buluşturuyor. 

Bu sefer olaylar Floransa - Venedik - İstanbul üçgeninde gelişiyor. Langdon'la beraber, bir salgın yayarak tüm dünyayı etkileyecek olan profesörün bıraktığı ip uçlarından yola çıkarak bu salgını engellemeye çalışıyoruz. 

Kitapta çok fazla bilmediğimiz mekan ve eserden bahsedildiği için bazen gözünüzde canlandırmada problem yaşasanızda, bilinen Langdon kovalamacası; semboller, şifreler, tarihi mekanlar derken birden olayların sıradan bir kovalamaca olmadığı ortaya çıkıyor.  Dan Brown hiç ummadığınız anda ters köşelerle sizi  tekrar maceraya bağlıyor. 

Langdon, İtalya’da yeni bir bulmacanın parçalarını birleştirmeye çalışırken, 700 yıllık bir başyapıtın, Dante’nin “Cehennem”inin izini sürüyor. Çağdaş okurun kodlarını çözmeyi başaran Brown, her taşın altında bir komplo teorisi arayan, gördüğüne bile inanmayan okurlarını bir kez daha mutlu ederken, muhtemeldir ki bilim adamlarını yine kızdıracak gibi görünüyor. 

Dante’nin karanlık cehennem atmosferini romanının merkezine yerleştiren Brown, klasik sanat, gizli geçitler ve futuristik bilimsel gelişmelerle de haşır neşir oluyor.

Dan Brown okuyucuya beyin jimnastiği yaptırmayı ve detaylarda farklılık yaratmayı seviyor.  Brown bu kitabında ana fikir olarak dünya nüfus artış hızını ele almış ve bunu kaynak olarak aldığı Dante’nin 'İlahi Komedya'sının Inferno bölümünden esinlenmiş. 

Dante’nin “Cehennem”inin izini sürmek bu macereya katılmak isterseniz kesinlikle beğenebileceğiniz bir kitap Cehennem